Basın'da Dükkan

Radikal / 22 Kasım 2005, Funda Özkan

Küçükarmutlu'da AB standartlı et

İstanbul'un Küçükarmutlu semti kaçak gecekondularıyla, yıkım zamanı meydan muharebeleriyle ünlüdür. Bu semtin dokusuyla ters düşen 'et dükkânı' sahibi Emre Mermer'in AB standartlarına ulaşma yolculuğunu konuşuyorduk.

Avrupa Birliği, müzakere süreci ile birlikte hayatımızın her alanına girene dek, üyelik hayali sokaktaki insan için 'demokrasi, insan hakları, hak, hukuk' kavramlarının ötesine geçemiyordu. Artık her konuda AB standardına uyum göstermek zorundayız. Misal yediğimiz et. Oysa bizler, etin fiyatının 'kasabın bulunduğu semtin' kirasına göre belirlenmesine alışkınız. Et alırken de iki güvencemiz vardır, ya kasap ya da etin markası. Müzakere daha doğrusu uyum süreciyle yürürlüğe girecek AB standartlarıyla etler kalitesine göre kategorilendirilecek. Tüketici satın aldığı etin mezbahasını, yetiştirildiği çiftliği kısacası kimliğini ambalaj üstündeki bilgilendirmeden öğrenecek.

1996 yılında bankacılığı bırakıp, dede mesleği besiciliğe geçen Emre Mermer, "Çok harika bir meslek" dedikçe aklıma Türkiye'nin en büyük ilaç dağıtıcısıyken kendi tabiriyle 'ineğe âşık olup, peşinden giden' son dönemin besicisi Ethem Sancak geldi. Ethem Sancak, "Muasır medeniyet seviyesine, AB'ye üyelik hedefine tarımdaki altı kaval üstü şeşhane modeliyle ulaşamayız" der. Hayvancılığın, tarımın sadece köylüye bırakılmayacak kadar önemli bir sektör olduğunu her defasında vurgular. Emre Mermer de İzmit'teki çiftliğinde 'AB uzmanları' eğitiminde süt danası besiciliği yapıyor. İki-üç ayda bir Avrupa'ya gidip sürekli kasap geziyormuş hizmetteki son yenilikleri öğrenebilmek için.

Sohbetimizde uzun uzun, kesimden sonra 28 gün etin sıfır derecede bekletilmesinin nefaset standardını anlattı. Gecekondu semtinde 'dükkân' açmasının nedeni de dükkânının kirası yüzünden etin maliyetini artırmamakmış. Emre Mermer gibi işini aşkla yapanların sayısı artacak elbette. Ya da AB sopasıyla ne yediğimizi bildiğimiz et standartları olacak.

   Basın ana sayfa