Basın'da Dükkan
Akşam / 1 Ekim 2006
Küçükarmutlu Soho olma yolunda
90'lı yıllarda şehrin göbeğinde bir 'öteki Türkiye' idi orası. Girişinde sanki hayali harflerle 'yasak bölge, girilmez' yazan, kaçak yapılaşmanın önüne geçilemeyen kurtarılmış bir bölgeydi Küçükarmutlu. Etiler'den Baltalimanı, İstinye ve Tarabya'ya uzanan o kıvrımlı tepede konuşlanmış gecekondular arasında, başka türlü bir hayatın çarkları dönüyordu.
Ne köylü kalabilmiş, ne de kentli olabilmiş yoksul insanlar ezilmişliğin isyanıyla, ölüm oruçları tutuyor, 500 metre ilerideki Etiler'de yaşayanların varlığından bile haberdar olmak istemediği şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Korunaklı arabalarının içinde kestirme olsun diye Küçükarmutlu üzerinden onlarca kez geçmiş Beyaz Türkler, kafalarını çevirip etrafa bile bakmadan, asla sağ yola sapıp arka sokaklara dalmadan, bir hışım geçip gidiyordu oradan Ne de olsa, 'yasak bölge'ydi orası... Yüzleşilemeyen, yüzleşilmek istenmeyen Türkiye gerçeklerinin hayat bulduğu bir cadı kazanı, asla ayak basılmaması gereken bir 'ötekiler' dünyasıydı. Ta ki, birileri bir gün, bir şekilde sağa sapana, 'gidilmeyen yol'a girerek sloganların ötesinde bir dönüşümün parçası olmaya karar verene kadar Algıların ötesindekini gözleriyle görerek gecekonduların ortasında son derece modern işyerleri açana ve 'girilmeyen bölge'yi tekrar İstanbul haritasına kazandırana kadar.
SINIFLAR MOZAİĞİ KÜÇÜKARMUTLU
Küçükarmutlu'nun Atatürk Caddesi üzerinde yürüdüğünüzde eskiden aklınızın ucundan bile geçmeyecek bir görüntüyle karşılaşmanız mümkün bugünlerde. Bir yanda 'modern şehirli' kavramının canlı birer örneği olan Defne Koryürek, Emre ve Bülent Mermer'in açtığı tasarım harikası ve insanın kasap tanımlamasını yetersiz bulduğu bir 'et dükkanı' Dükkan, bir yanda gecekondu halkının yıllardır alışveriş yaptığı derme çatma bakkal var. Bir yanda Merve Soylu ve Şebnem Tipiş'in açtığı, ancak Wallpaper Dergisi'nde görebileceğiniz vintage mobilyalarıyla sokağa renk katan mobilya mağazası Props, bir yanda, derme çatma binalar, caddede oynayan çocuklar ve Ferrari'yle, Vespa'yla bu şık dükkanlardan alışveriş yapmaya gelmiş Beyaz Türkler.
Küçükarmutlu'daki bu görüntü, mikro düzeyde kendiliğinden oluşmuş bir 'sınıflar mozaiği'. Bir anlamda da çarpık kentleşmenin en büyük örneklerinden biri olan bir gecekondu mahallesinde yaşanmaya başlanan yapısal bir değişimin ilk habercisi. Yıllardır Televole'lerde seyrettiği Ferrari'sini arayan Küçükarmutlu, şimdi Ferrarili Beyaz Türk'ü evinin kapısı önünde misafir ediyor. Bir yandan da köhnemiş gecekonduların arasında türeyen ultra-modern yapılar sayesinde daha nezih, daha gelişmiş, daha soylu bir görüntüye kavuşuyor. New York'taki Meat Packing District, Soho ya da Londra'daki Notting Hill gibi bir dönem eskimeye terkedilmiş, köhne binalardan oluşan semtlerin kozmopolit entelektüeller tarafından mesken tutulmasıyla dönüşüme uğradığı gibi, nezihleşme, güzelleşme ve medenileşme sürecinin eşiğinde Daha doğrusu 'acaba öyle mi' sorusunu sorduran bir değişimin henüz çok başında şu anda Küçükarmutlu.
BU SEMT DE MUTENALAŞIYOR MU?
Gecekonduların arasında türeyen bu şık dükkanların yarattığı görsel ve sosyal değişim ışığında, ister istemez akıllara 'Küçükarmutlu mutenalaştırılıyor mu?' sorusu geliyor. İngilizce'de 'gentrification' olarak adlandırılan, Türkçe'ye ise mutenalaştırma, soylulaştırma, nezihleştirme gibi kelimelerle yerleşen bu olgu, aslında daha çok tarihi semtlerde, dar gelirli sakinlerin oturduğu konutların modern, şehirli, entelektüel öncü gruplar tarafından satın alınarak el değiştirmesiyle yaşanan değişim için kullanılıyor. İstanbul'un Ortaköy, Cihangir, Asmalımescit, Galata, Balat, Kuzguncuk gibi semtlerinde yıllardır süren bu gelişme çerçevesinde köhnemeye terk edilmiş binalar yenileniyor, farklı ve modern kesimlerden insanların yerleşimi sonucu 'çöküntü mahallesi' olarak görülen semtlerin çehresi ve sosyal yapısı da büyük bir değişime uğruyor.
DEĞİŞİM İKİ YIL ÖNCE BAŞLADI
Tarihi bir semt olmasa da, Küçükarmutlu'da da benzer bir gelişme söz konusu. Artık burada 'gece sokağa çıkılmaz' korkusu tarihe karışmış durumda. Panzerlerin barikat kurduğu çatışma dolu sokakları görmek mümkün değil. Ve açılan şık dükkanlar henüz az da olsa, çoktan başka türlü bir mimari ve sosyal karışımın Küçükarmutlu'da hayat bulmaya başladığını gösteriyor. Henüz çok başında olan bu süreç acaba diğer şehirli öncüler tarafından da benimsenir ve Küçükarmutlu ciddi bir soylulaştırma sürecine sahne olur mu? Diğer bir deyişle Küçükarmutlu acaba Soho'laşır mı? Acaba Küçükarmutlu halkı bu durumu bir tehdit olarak mı algılar yoksa olumlu bir değişim imkanı olarak benimser mi? Acaba burada açılan modern işyerlerinin sahipleri bilinçli bir mutenalaştırma isteğiyle mi buraya geldiler yoksa filizlendiğini hissettiğimiz bir sürecin sadece istisnai örnekleri midirler? Bu ve bunun gibi sorularla Küçükarmutlu'ya gittik ve bakın nasıl bir manzarayla karşılaştık...
Küçükarmutlu'daki değişimden haberdar olmamız, aslında 'Sosyete kasabı' manşetiyle gazetelerde yer alan, sadece bir kasap olmakla yetinmeyip farklı bir yemek kültürü ve yaşam tarzı oluşturmaya çabalayan Dükkan sayesinde oldu. Küçükarmutlu'ya bir öncü gibi adım atan Emre Mermer, ODTÜ'lü bir finansçı iken hayvancılığa merak sarmış ve sattığı etleri depolamak için bir yer arayışına girmişti. Küçükarmutlu her yere yakın olan stratejik konumu ve ucuz kiralarıyla bu depo için mükemmel bir seçimdi. Ancak olayın boyutu daha sonra değişti. Yine ODTÜ'lü olan kardeşi Bülent Mermer ve küratör / sanat eleştirmeni Vasıf Kortun'un entelektüel gurme eşi Defne Koryürek ile bir araya gelerek adeta bir 'et laboratuvarı' olan Dükkan'ı açmaya karar verdiler. İçeri girdiğinizde sanki New York'ta bir kafede olduğunuz hissi veren Dükkan, Türkiye'de ilk kez dry aging (kuru dinlendirme) yöntemiyle yumuşattığı etleri, daha evvel var olmayan et ürünleri, internetten alışveriş yapabilme olanağı sağlayan sistemi, et pişirmenin püf noktalarını bile müşterilerine hizmet olarak sunan yenilikçi yapısı, dekorasyonu ve her şeyiyle bir anda Necmettin Eliyeşil, Sima Hakko, Faruk Süren gibi isimlerin uğrak yeri oldu. 5 yıldızlı otellere ve restoranlara et vermeye başladı. Sadece elit İstanbulluları değil, yabancıları bile korkulan semt Küçükarmutlu'ya gelmeye teşvik etti. Beyaz Türkler ve 'ötekiler' aynı havayı solumaya başlarken, Küçükarmutlu'nun da çehresi değişmeye başladı.
SOSYAL BİR LABORATUVAR
Daha evvel Çukurcuma'daki Refika'yı işleten Defne Koryürek, Küçükarmutlu'daki değişim sürecinin mutenalaştırma olarak algılanamayacağını söylüyor. Evet, görsel bir değişime gebe Küçükarmutlu. Evet, Herman Hesse okuyan, seyahat eden şehirliler Küçükarmutlu halkıyla ortak bir bölgeyi paylaşıyor artık. Ama Koryürek'e göre mutenalaştırma Ortaköy, Balat gibi tarihi semtlere özgü bir süreç. Burası bir gecekondu mahallesi olduğu için yaşanan değişimi daha çok 'sosyal bir transformasyon' olarak değerlendiriyor. Sadece yaptıkları işle değil, aynı zamanda iş kurmayı seçtikleri bölgeyle bazı önyargıları kırdıklarını, yaşamlarımızda başka alternatiflerin de var olabileceğini ortaya koyduklarını söylüyor. Ancak daha evvel polisin bile giremediği bir gecekondu bölgesinin mutenalaştırılamayacağını, sadece 'sınıf atlama' çabası içine girebileceğini belirtiyor. Zaten bu yolda olan Küçükarmutlu'daki sınıf atlama sürecini sadece hızlandırmış olabileceklerini dile getiriyor. Emre Mermer ise, mutenalaştırmanın uzun vadeli bir süreç olduğunu, kendi dükkanları dahil buradaki birçok yapının her an yıkılabileceğini göz önünde bulundurursak, ancak kendi dükkanları gibi bir laboratuvar olarak değerlendirilebileceğini söylüyor Küçükarmutlu'daki değişimin.
Bir öncü olarak Küçükarmutlu'da kurulan Dükkan'dan feyz alarak burada bir mobilya mağazası açan Merve Soylu ve Şebnem Tipiş'in olaya yaklaşımı biraz daha farklı. Onca yer arasında neden Küçükarmutlu'yu seçtiklerini sorduğumuzda bakın verdikleri cevap ne oldu: 'Biz şu ana kadar yapılmamış bir mobilyacılık yapıyoruz. Bizimki vintage mobilya denilen, Amerika ve İngiltere'deki Soho'da çok yaygın, ama ülkemizde henüz yapılmamış bir şey. Bu nedenle dükkanımızın genel mobilyacılık mantığıyla çalışan yerler arasında kaybolmasını istemedik. O yüzden önce nerelere gitmek istemediğimizi belirledik. Asla Nişantaşı'na, Etiler'e ya da Maslak'a gitmeyecektik. Başkaları ne yapıyorsa biz tersini yapmalıyız diyerek burayı bulduk. Başlangıçta gkorktuk ama buraya gelince her şeyin farklı olduğunu anladık.'
NÜFUS ARTTI DEĞİŞİM BAŞLADI
Küçükarmutlu'nun diğer modern Türkler tarafından keşfedilmesini sağlayan Props'un kurucularından Şebnem Tipiş, kendileri gibi insanların eninde sonunda Küçükarmutlu'ya taşınmasının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Sadece farklılaşma anlamında değil, doğal bir süreç olarak. Çünkü 'Nüfus arttıkça, şehirlerdeki kullanım alanları daralır ve öyle bir noktaya gelinir ki, hiç aklınızın ucundan geçmeyen yerlere taşınıp oraları düzeltmeye başlarsınız. Küçükarmutlu da bu sürecin başında ama Balat kadar yakın değil henüz o değişime.'
Mudo için yastık üreten, elit müşterilere yastıktan, masa örtüsüne, yatak örtüsünden perdeye kadar birçok ürün hizmeti veren Melek Güven, Props ve Dükkan'ın kurulmasından çok önce, 15 yıl evvel taşınmış buraya. Semtteki değişimin her boyutunu bizzat yaşamış biri olarak, modern şehirli insanların buraya taşınmasını çok olumlu karşıladığını, semt halkının da durumdan memnun olduğunu söylüyor. Kafalardaki imajın aksine Küçükarmutlu halkının son derece modern ve medeniyete açık olduğunu, burada yaşayanların Etiler, Ulus gibi semtlerde müstahdem olarak çalışan ve medeniyeti zaten ucundan kıyısından yakalaşmış kişiler olduklarını belirtiyor. 'Ölüm oruçlarının da burayla bir alakası yok. Bir cemevi vardı burada. Birtakım insanlar orayı karargah olarak kullandı. F tipi cezaevlerini protesto etmek için doğudan kızlar getirip kullandı. Para vererek ölüm oruçlarına yatırdı. Bu olaylar Küçükarmutlu halkının içinden değil, dış güdümlü olarak ortaya çıktı. Cemevi kapatılınca o olaylar da geride, 90'larda kaldı' diyen Güven, Beyaz Türkler'in gelişiyle buranın nezihleşeceğini, Küçükarmutlu halkının da zaten bunu istediğini söylüyor. 'Yani ister mutenalaştırma olsun adı, ister medenileştirme, yükselen bir trend olarak 'modern şehirliler'in Küçükarmutlu'ya gelişi uzun vadede olumlu bir sonuç verecektir' diyor.
SEMT HALKI NE DİYOR
Küçükarmutlu, modern, eğitimli kesimlerin taşınmasıyla değişime uğrarken halk bu konuda ne hissediyor? 20 yıldan fazla süredir ailesiyle birlikte semtte yaşayan beden eğitimi öğretmeni Batuhan Kazan belli ki biraz mutlu, biraz tedirgin buradaki gelişmeden. Kazan, modern insanların buraya gelmesinin gelişime büyük katkı sağlayacağını belirtiyor. Ama söylemeden geçemiyor: 'Biz kendimizi onlara eşit mesafede ve yakın hissediyoruz. Buradaki halkın büyük bölümü kırsal kesimden geldiği için, dışarısı buranın değerini fark etmiyordu. Birtakım ideolojik çevrelerin desteklediği terör olaylarını görüp bizi dışlamışlardı. Oysa olaylar 90'larda kaldı. Şimdi her şey normale döndü. Biz dışardan gelenlere sınır koymuyoruz. Biz ve öteki ayrımı yapmıyoruz. Bir mesafe varsa, bunu onlar koyuyor' diyor. Kazan ayrıca buraya gelen kozmopolit insanların açtıkları işlerle çalışma olanaklarının genişleyeceğini ve bunun olumlu olduğunu belirtiyor.
Dört senedir Küçükarmutlu'da yaşayan Urfalı Güler ailesiyse duruma tamamen olumlu bakıyor. 'Burası artık korkuyla yaşanan bir yer değil zaten, eğitimli kişilerin gelmesi de yararlı olur' diyorlar. 'Bize adam gibi davranan, adam gibi insanlarla çalışmak istiyoruz' diyen Güler Ailesi gibi 15 yıldır burada yaşayan Selim Bey de 'Modern tipler gelsin de gelişelim' diyor. 'Hem belki devlet o zaman buraları yıkmaktan vazgeçer. Ama bu taşınmaların nereye gideceğini biraz da zaman gösterecek' diyor.
Gerçekten de Küçükarmutlu'da başlayan değişim, nezihleşme ve farklı sosyal sınıfların entegrasyon sürecinin nereye uzanacağını zaman gösterecek. Küçükarmutlu Soho'laşır mı bilmiyoruz ama en azından kurtarılmış bölge, öteki Türkiye olarak algılanan Küçükarmutlu'nun belleklere yerleşen kötü imajı bir nebze de olsun değişecek, değişiyor.
- Hürriyet / 14 Şubat 2009
Etobur rüyası Nişantaşı'nda - Hürriyet / 11 Ocak 2008
Hamburgeri en lezzetli 10 restoran - Hürriyet / 16 Kasım 2007
İstanbul'un en iyi 10 kasabı - Sabah / 3 Kasım 2007
Kömür ızgarasında pişen etin kokusu yeter - Milliyet / 21 Temmuz 2007
Sunset'te bir öğle yemeği - Hürriyet / 15 Haziran 2007
Yemeksepeti, Dükkan, Pi Works ve Pozitron Endeavor girişimcisi - Dünya / 16 Ocak 2007
Gecekondu mahallesinde ODTÜ'lü "sosyete" kasabı - Referans / 02 Mart 2007
ODTÜ'lü kasabın inovatif dükkanı - Hürriyet / 25 Aralık 2006
500 dolara et satanı gördü, 'Dükkan'ı yarattı - Akşam / 1 Ekim 2006
Küçükarmutlu Soho olma yolunda - Milliyet / 12 Eylül 2006
Dana pirzolası takdire şayan - Milliyet / 26 Ağustos 2006
Lokantaların yeni prestij cümlesi: "Eti Emre'den alıyoruz" - Hürriyet / 9 Nisan 2006
Gecekondu Semtinde ODTÜ'lü Sosyete Kasabı - Radikal / 22 Kasım 2005
Küçükarmutlu'da AB standartlı et - Hürriyet / 2 Ocak 2005
İşini sevmek
- View2 / 2009
Bars, Restaurants & Nightlife - Food & Wine / Mayıs 2008
İstanbul'un yeni lezzet yaratıcısı - Der Spiegel / 13 Nisan 2007
Dükkan, İstanbul'daki birçok 5 yıldızlı otelin et tedarikçisi - Businessweek / 18-24 Mart 2007
Pazarlama Ağıza Düştü - Turkishtime / Ekim 2006
ODTÜ'lü kasabın inovatif dükkanı
- NTV / 4 Şubat 2008
Vedat Milör ile "Tadı Damağımda" - Et nasıl seçilir? Nasıl pişirilir? En lezzetli etler hangileri? Sorularınıza videolarla cevap almak için Uzman TV'deki videolara göz atın...
- Gecekondu semtindeki "ODTÜ'lü Sosyete Kasabı" kişisel gelişim kitaplarına konu oldu